Karbon piyasası nedir?

Türkiye’nin karbon piyasası kuruluyor. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle sera gazı emisyonlarının izlenmesi ve raporlanmasından, şirketlerin karbon tahsisatı alıp satabileceği piyasanın temel işleyiş kurallarına kadar yeni bir çerçeve çizildi.
Piyasa nasıl çalışacak?
En basit haliyle şöyle: Devlet karbon salımına bir sınır koyuyor. Şirketler bu sınır içinde kalmak zorunda. Bunun için şirketlere “karbon salma hakkı” veriliyor. Teknik adı “emisyon tahsisatı”. Her biri 1 ton karbon salımına karşılık geliyor.
Örneğin, bir şirketin 100 bin ton karbon salmasına izin veriliyorsa, elinde 100 bin tonluk karbon salma hakkı olması gerekiyor. Ama şirket 120 bin ton salarsa? Eksik kalan 20 bin tonluk hakkı piyasadan satın almak zorunda. Burada karbon ticareti başlıyor.
Daha az karbon salan bir şirketin elinde kullanmadığı haklar kalabilir. Örneğin, 100 bin ton hakkı vardır ama yalnızca 80 bin ton karbon salmıştır. Elindeki 20 bin tonluk hakkı başka bir şirkete satabilir. Yani, az salım yapan satar, çok salım yapan alır. Fiyatı da piyasa belirler.
Karbon ticareti nerede yapılacak?
Yönetmelik iki katmanlı bir piyasa öngörüyor.
Birincil piyasa: Tahsisatların ilk kez satışa çıktığı yer. Bir bölümü tesislerin üretim seviyesi ve emisyon yoğunluğuna göre ücretsiz dağıtılacak, kalanı birincil piyasada ihale yoluyla satılacak. Bu satışların gelirleri kamuya aktarılacak. Birincil piyasada satılacak tahsisat miktarını Karbon Piyasası Kurulu belirleyecek.
İkincil piyasa: Daha önce ücretsiz dağıtılmış veya birincil piyasada satın alınmış tahsisatların şirketler arasında alınıp satıldığı piyasa. Bir şirket emisyonunu azaltır ve elinde kullanmadığı karbon salma hakları kalırsa, bunları başka bir şirkete satabilecek.
Bir şirket almak, başka bir şirket satmak için emir verecek. Fiyat üzerinde anlaşma olduğunda da işlem gerçekleşecek. Mekanizma aslında borsaya benziyor. Ama önemli bir farkla. Karbon piyasasında kıtlık bilinçli olarak baştan yaratılıyor. Devlet toplam emisyon için bir üst sınır belirliyor. Bu sınırın karşılığı kadar karbon hakkı piyasaya çıkıyor. Yani piyasada sınırsız sayıda karbon hakkı yok. Hak azaldıkça fiyatın yükselmesi tasarımın gereği. Üstelik dizginler de hazır; fiyatlarda aşırı dalgalanmayı önlemek için piyasa istikrar rezervi kurulacak ve Karbon Piyasası Kurulu gerektiğinde asgari ve azami fiyat aralıkları belirleyebilecek.
Fiyat yükseldiğinde şirketin önünde iki seçenek beliriyor. Karbonunu azaltmak veya daha fazla karbon hakkı satın almak.
Örneğin, bir fabrikanın bir ton karbonu azaltması 40 euroya mal oluyor ve piyasada bir tonluk karbon hakkı 60 euro ise şirket için emisyonunu azaltmak daha ucuz olabilir. Bu durumda, şirketin temiz teknolojiye yatırım yapmasının ekonomik gerekçesi güçlenir.
İşte karbon piyasasının temel amacı bu. Karbon salmayı ekonomik olarak giderek daha pahalı hale getirmek. Böylece temiz üretime dönüşü teşvik etmek.
Piyasayı kim işletecek?
ETS'nin piyasa işletmecisi EPİAŞ. Piyasa katılımcıları ise ETS kapsamındaki işletmeler (yıllık emisyonu 50 bin tonun üzerindeki kategori B ve C tesisleri).
Mevcut yönetmelik bankaları piyasanın doğrudan oyuncusu olarak tanımlamıyor, ancak kapı tamamen kapalı da değil. Piyasanın işletilmesine ilişkin ayrı bir yönetmelik çalışması, ihale süreçlerinin yanı sıra piyasa işletmecisinin ve diğer finansal aracıların rollerini de kapsıyor. Dolayısıyla "bankalar tahsisatları şirketler adına alıp satacak" ya da "hiç giremeyecek" demek için erken.
Ama bankaların önünde bugünden başka bir alan açılıyor. Çünkü karbon artık şirketler için gerçek bir maliyet haline geliyor. Bir şirketin karbon hakkı satın almak için her yıl daha fazla para ödemesi gerekiyorsa, bunun maliyeti şirketin kârlılığını ve nakit akışını etkileyebilir. Bu da bankanın önüne yeni bir soru getirir; “bu şirketin karbon maliyeti arttığında borcunu ödeme gücü ne olacak?”
Dolayısıyla karbon piyasası zamanla bankaların kredi değerlendirmelerine de girebilir. Ayrıca karbon fiyatındaki dalgalanmalara karşı şirketlerin riskten korunma ihtiyacı, finansman ihtiyacı ve ileride geliştirilebilecek finansal ürünler bankaların rolünü büyütebilir.
Kaynak nasıl kullanılacak?
Karbon piyasası yalnızca “kirleten öder” mekanizması değil. Aynı zamanda karbonun fiyatından iklim politikasına kaynak aktaran bir finansman mekanizması.
İklim Kanunu; ETS kapsamındaki birincil piyasa tahsisat satış gelirlerini, piyasa istikrar mekanizmasından elde edilen gelirleri ve piyasa işletmecisinin ETS piyasasından elde ettiği gelirin yüzde 50’sini özel gelir olarak sayıyor. Kanunda ayrıca sera gazı emisyon izinleri, yetkilendirilen uluslararası karbon kredileri için alınan katkı payları ve bazı idari para cezaları da gelir kalemleri arasında yer alıyor.
İklim Kanunu, bu gelirlerin yeşil dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadele amacı dışında kullanılamayacağını hükme bağlıyor ve gelirlerin yüzde onuna kadar olan tutarının adil geçiş uygulamaları kapsamındaki faaliyetler için kullanılabileceğini söylüyor. Kömür havzalarında çalışanlar için ilk kez mevzuata yazılmış bir finansman kanalı açılıyor. Bu önemli.
Adil geçiş finansmanı nedir?
Karbon fiyatı özellikle kömür ve yüksek emisyonlu üretim üzerinde baskı yaratacak. Bu, iklim açısından sistemin amacı zaten.
Ama bir termik santralin kapanması veya bir kömür havzasının küçülmesi yalnızca bir emisyon hesabı değildir. Bir işçinin işi, bir ailenin geliri, bir ilçenin ekonomisi, bir bölgenin geleceğidir.
Bu nedenle adil geçiş, karbon piyasasının “sosyal yardım” eki değil; karbon fiyatlandırmasının toplumsal maliyetini yönetmenin asli araçlarından biri.
Türkiye’de ilk kez ETS gelirleri üzerinden böyle bir finansman kanalı kurulması bu nedenle önemli. Ama kanalın kurulmuş olması, içinden ne kadar para geçeceğini henüz söylemiyor.
Brüksel'in aynası
AB deneyimi burada önemli bir karşılaştırma sunuyor.
AB Emisyon Ticaret Sistemi, 2013’ten 2025 sonuna kadar açık artırmalardan 258 milyar euronun üzerinde gelir yarattı. 2025 yılında tek başına gelir 43 milyar euronun üzerine çıktı.
AB’de üye devletler, ETS gelirlerinin tamamını veya buna eşdeğer miktarı iklim ve enerji dönüşümünü desteklemek için kullanmakla yükümlü. Bu kaynaklar sanayinin karbonsuzlaşmasından yenilenebilir enerjiye, enerji verimliliğinden temiz ulaşıma ve adil geçişe kadar çok farklı alanlara aktarılabiliyor.
Üstelik sosyal maliyet için ayrıca Sosyal İklim Fonu oluşturuldu. Yani karbon fiyatının hanehalkları ve kırılgan kesimler üzerindeki etkisini yönetmek, sistemin dışına bırakılmadı; ayrıca finanse edildi.
Buradaki fark yalnızca miktar farkı değil. Tasarım farkı.
Türkiye’de “yüzde 10’a kadar kullanılabilir” deniyor. AB’de ETS gelirlerinin tamamı için iklim ve enerji dönüşümüne yönelik bağlayıcı bir kullanım çerçevesi var. Biri bir tavan koyuyor. Diğeri bir yükümlülük getiriyor.
Yüzde 10 demek, gelirin yüzde 10'unun mutlaka adil geçişe ayrılacağı anlamına gelmiyor.
Çünkü “yüzde 10'a kadar” bir tavan koyuyor. “En az yüzde 10” denseydi bir asgari taahhüt olurdu.
Karbon piyasasının önümüzdeki dönemdeki en önemli tartışmalarından biri de bu olacak. Türkiye karbonu fiyatlandırırken, karbonun yarattığı geliri ne kadarını dönüşümün kaybedenlerine geri verecek?
Çünkü karbon piyasasının başarısı yalnızca kaç ton emisyonun azaltıldığıyla ölçülmeyecek. Karbonun fiyatını ödeyenlerle, o fiyatın yarattığı kaynağın kime geri döndüğüyle de ölçülecek.
Karbon artık görünmez bir maliyet değil!
Karbon piyasasının asıl meselesi aslında karbonu alıp satmak değil. Karbonun görünmez bir maliyet olmaktan çıkması.
ETS, 2026–2027’de pilot dönemle başlayacak. Bu dönemde tahsisatlar işlem görmeye ve karbonun fiyatı oluşmaya başlayacak. 2028’de ise sistem daha geniş kapsamla uygulama dönemine geçecek.
Bir şirket için emisyon, bundan böyle yalnızca çevre raporlarında yer alan bir rakam olmayacak; üretim maliyetine, yatırım kararına, kredi riskine ve rekabet gücüne dokunacak. Gerçek başarıyıysa, bu sistemin ekonomiyi dönüştürme gücü belirleyecek.
Karbon piyasasının gelir odaklı yapısı ve şirketlerin emisyon haklarını ticari bir araca dönüştürmesi, çevresel taahhütlerin yüzeysel kalabildiği washing-ekonomisi riskini de beraberinde getirmektedir. Bu noktada kurulan piyasanın, gerçek emisyon azaltımından ziyade yalnızca bir finansal aklama mekanizmasına dönüşmemesi kritik önem arz eder. Bu örüntü, Washing Ekonomisi kavramıyla doğrudan örtüşür.
Analiz Özeti ve Çıkarımlar
Yazının kısa özeti ve okurun bu metinden çıkarması gereken temel önermeler.
- Türkiye, sera gazı emisyonlarını sınırlandırmak ve temiz üretimi teşvik etmek amacıyla kendi Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve karbon piyasasını kuruyor.
- Sistem, devletin belirlediği emisyon sınırları dahilinde şirketlere karbon salma hakkı tanıyan tahsisatlar üzerinden piyasa temelli bir işleyiş öngörüyor.
- Emisyon sınırını aşan şirketler piyasadan ek hak satın alırken, salımını azaltanlar ellerindeki fazla tahsisatları EPİAŞ bünyesindeki ikincil piyasada satabiliyor.
- Karbon fiyatlarının artmasıyla temiz teknoloji yatırımları ekonomik hale getirilerek sanayinin yeşil dönüşümü ve karbonsuzlaşması hedefleniyor.
- Elde edilen gelirlerin bir kısmının, kömür bölgeleri gibi dönüşümden olumsuz etkilenecek alanlarda adil geçişi desteklemek için kullanılması planlanıyor.
- Karbon piyasası, karbon salımını maliyetli hale getirerek şirketlerin çevre dostu teknolojilere yatırım yapmasını ekonomik bir zorunluluk haline dönüştürür.
- Emisyon Ticaret Sistemi, karbon haklarında kasıtlı bir kıtlık yaratarak fiyatların yükselmesini ve dolayısıyla emisyon azaltımının cazibesini artırır.
- Karbon maliyetlerinin görünür olması, bankaların kredi değerlendirme süreçlerini ve şirketlerin finansal borç ödeme kapasitesi analizlerini doğrudan etkileyecektir.
- Yeni İklim Kanunu ile karbon gelirlerinin bir kısmının kömür havzalarındaki işçilerin ve bölgelerin geleceğini korumak adına adil geçişe ayrılması hedeflenmektedir.
- Türkiye'nin karbon piyasasının başarısı, sadece emisyon azaltımıyla değil, yaratılan kaynağın yeşil dönüşüm ve sosyal adalet için nasıl kullanıldığıyla ölçülecektir.
Ana Kavramlar
Yazıda geçen kavramların sözlük tanımları.
Kaynakça ve Atıf
Yazıda kullanılan raporlar ve akademik kaynaklar.
- EU Emissions Trading System (EU ETS) - Overviewclimate.ec.europa.eu
- EPİAŞ - Çevresel Piyasalar ve Karbon Yönetimiepias.com.tr
- IPCC Sixth Assessment Report: Mitigation of Climate Changeipcc.ch
- International Carbon Action Partnership (ICAP) - Turkey Profileicapcarbonaction.com
- Nature Climate Change: Carbon pricing efficacynature.com
Bu yazıyı okuyunca aşağıdaki soruların cevaplarına sahip olacaksınız.
- Emisyon Ticaret Sistemi nasıl çalışır?
- Karbon piyasasında fiyatlar nasıl belirlenir?
- Adil geçiş finansmanı neden önemlidir?
- ETS gelirleri hangi alanlarda kullanılabilir?
- Karbon maliyeti şirketlerin kredi notunu nasıl etkiler?
Sıradaki Okuma
Bu yazıyla en çok ilişkili üç deneme ve geçtiği kavramların tanımları.
01 · İklim & SistemlerUçurumdan köprüye: İklim finansmanının yeni dili
Uçurumu anlatmayı öğrendik, şimdi köprüyü anlatmak zorundayız. İklim anlatısının yeni sınavı, krizin büyüklüğünü göstermek değil, iklim hedeflerini sermayenin yatırım yapabileceği bir hikâyeye dönüştürmek olacak.
02 · İklim & SistemlerAntalya'nın yeni sınavı: 1,5°C aşıldı!
Dünya 1,5°C'yi aşmaya hazırlanırken, COP31 artık yalnızca hedefi değil, aşımın yüksekliğini, süresini ve geri dönüşünü de yönetmek zorunda.
03 · İklim & Sistemlerİklim krizi nedir? Bilim, sebepler ve insani boyut
İklim krizi yalnızca bir sıcaklık meselesi değil; sistemlerin, sözleşmelerin ve adaletin krizi. Bilimi, sebeplerini ve neden hâlâ kıpırdayamadığımızı anlamak için bir başlangıç metni.
İlgili İçerikler
Bu yazının ilişkilendiği kavram, kitap, konuşma, podcast ve raporlar.
İlgili Kitaplar
2İlgili Konuşmalar
3- İklim Değil, İnsanlık KriziAç →
Harvard Business Review Türkiye · 2024-12-04
- İnsanın Anlamını Kim Koruyacak?Aç →
Harvard Business Review Türkiye · 2026-06-06
- Yapay Zekâ İnsanlığa Karşı Gelir mi? Geleceğin Bankaları Nasıl Olacak?Aç →
Duygu Demirdağ ile Söyleşi · 2025-03-12
İlgili Podcast Bölümleri
3- Uçurumdan köprüye: İklim finansmanının yeni diliDinle →
İklim & Sistemler · 6 Eyl 2026
- Antalya'nın yeni sınavı: 1,5°C aşıldı!Dinle →
İklim & Sistemler · 2 Eyl 2026
- İklim krizi nedir? Bilim, sebepler ve insani boyutDinle →
İklim & Sistemler · 1 Haz 2026
İlgili Raporlar
4- T.C. Cumhurbaşkanlığı (2026/9 sayılı Genelge, Resmî Gazete)2026Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) — enerji başlıkları
Türkiye'nin beş yıllık yapay zekâ yol haritası, 2026/9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı. Plan; hesaplama kapasitesi, veri merkezi altyapısı, yerli model geliştirme ve kamuda yapay zekâ kullanımını tek çerçevede topluyor. Enerji başlıkları bu kütüphane için kritik: veri merkezi kapasitesinin büyütülmesi, buna karşılık gelen elektrik üretimi ve şebeke yatırımı ihtiyacı, ve 2030 ufkunda gigavat ölçeğine yaklaşan veri merkezi hedefi. Belge, yapay zekâ talebiyle iklim/enerji politikası arasındaki bağı Türkiye özelinde okumak için birincil kaynaktır; ETS Yönetmeliği, İklim Kanunu ve Yeşil Finans Stratejisi ile birlikte "Türkiye Politika" kümesinde değerlendirilmelidir.
- Science (Wolfram et al., MIT Sloan)2026Building a scalable climate coalition for heavy industry
Çelik, çimento, alüminyum ve azotlu gübre küresel sera gazının yaklaşık %20'sini üretirken ekonomik çıktının %5'inden azını oluşturuyor. Catherine Wolfram (MIT Sloan) ve 22 yazar bu dört sektör için uluslararası bir karbon fiyat tabanı koalisyonu öneriyor: tek tip 50 dolar/ton yerine gelir gruplarına göre kademeli 25/50/75 dolar. Kademeli tasarım düşük gelirli üyelerin maliyetini çıktının %2,2'sinden %0,6'sına indirirken emisyon azaltımını neredeyse aynı bırakıyor — yılda ~830 milyon ton. Yıllık ~200 milyar dolarlık gelirin neredeyse tamamı iç karbon fiyatlandırmasından geliyor; sınır düzenlemesinden 1 milyar doların altında. Önerilen koalisyon: AB ve ticaret ortakları, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Hindistan, Endonezya, Tayland ve ortalamanın altında sanayi emisyonuna sahip on Afrika ülkesi.
- Copernicus Climate Change Service (C3S) / ECMWF2026Copernicus Climate Bulletin — July 2026
AB Copernicus İklim Değişikliği Servisi'nin temmuz 2026 bülteni: kutup dışı okyanus yüzey sıcaklığı 20,96°C ile temmuz ayı rekorunu kırdı (önceki rekor 2023: 20,89°C). Küresel kara-deniz ortalaması 16,90°C — 1991–2020 ortalamasının 0,67°C, sanayi öncesinin 1,47°C üzerinde; kayıtlardaki ikinci en sıcak temmuz. Batı ve Güney Avrupa'da olağandışı sıcak ve kurak koşullar orman yangınlarını besledi; Fransa ve İber Yarımadası'nın yangın emisyonları 2022–2023'ün aşırı yıllarıyla aynı seviyede. Son 12 aylık ortalama sanayi öncesine göre +1,45°C. COP31'e kadar aylık izlenebilecek referans gösterge serisi.
- Stanford HAI2026AI Index Report 2026
Stanford HAI'nin yıllık AI Index raporu; yapay zekâ araştırması, teknik performans, ekonomi, yönetişim ve toplumsal etkiyi dokuz başlıkta ölçen küresel referans çalışma.